Nerelerdeydim? | Hayatımda Büyük Değişiklik!
By zeynep'ingünlügü 11:20 blog yazarlıgı, cumartesi, deneme, eğlence, en güzel aktivite, keder, mutlu, mutlu pazar
Heyooooo! Ben Geldim.
Neden yoktum uzun zamandır? Çünkü hayatımda çoook büyük değisimler yasıyordum. Eğer beni instagramdan takip ediyorsanız bu büyük değisimlere asinasınızdır. :)
Bilmeyenler için MEZUN OLDUM! :)
Benim için çok heycanlı ve uzun soluklu bir dönemdi.
Aranızda bilenler var mı bilmiyorum ama mezuniyet kınası yaptık.
Bir kaç gün sonra mezuniyet balomuz vardı.
Son olarak ise kepimizi attık.
Mezun olduk dostlar! 5 koca yılı devirdik ve 2011 işletme sınıfı mezun oldu. Buruk bir sevinçti, hepimizin yolu açık olsun!
You Might Also Like
Son zamanlarda sürekli duydugum bir kaç cümle var. Blog yazmakta ne var? Oldukça kolay iki cümle karalıyorsunuz, sponsorlardan hediyeler yagıyor, bir araya gelip etkinlik yapıyorsunuz, daha bir de mızmızlanıyorsunuz...
*görsel alıntıdır.
GERÇEKTEN ÖYLE Mİ? Hadi birlikte bakalım...
- Gözünüzü açtıgınız andan itibaren isiniz baslıyor. Çevrenizde gördügünüz hersey ilham kaynagı olabilir. Dikkatli ve ilham verici olmalısınız. Bos bos gezinmek kitabınızda yazmaz...
- Sürekli yeni ve ilgi çekici içerik üretmelisiniz, görsel hazırlamalısınız, okuyucunun dikkatini açık tutmalısınız. Beyniniz çoklu kullanımı bu sekilde ögrenecek.
- Belkide bir görsel için, bir içerik için uzun yollara gitmeli, ciddi paralar harcamalısınız. Bu konularda büyük sponsorlar ne yazık ki yok.
- Blogunuzun teknik ekibi de, içerik editörü de, yayın yönetmeni de sizsiniz. Birde bunun kameramanı var, yaratıcı yazarlıgı var...
- Dikkat çekici baslıklar bulmalısınız. İsin en zor kısmı bu ama zamanla alısıyor insan.
- Sandıgınız gibi ne paralar yagıyor ne de hediyeler, bazen nazik firmaların deneyimlememiz için yolladıgı bir kaç hediye olabiliyor.
- Etkinlikten etkinlige kosmuyoruz. Gerçekten... Öyle gibi görünüyor olabilir ama degil. (yazar burda aglamaklı oldu :) )
- Bunlar gözünüzü korkutmasın. Her seye ragmen kendi isinizi yapıyorsunuz. Kendi isinin patronu olmak gibisi var mı?
- Bir sürü güzel insan tanıyorsunuz. Sevdiginiz bildiginiz seyleri tüm dünyaya yayınlıyorsunuz. Ben bunu çok seviyorum!
Blog yazarlıgı ile ilgili yazdıgım diger yazı için buraya Tık Tık
*görsel alıntıdır.
GERÇEKTEN ÖYLE Mİ? Hadi birlikte bakalım...
- Gözünüzü açtıgınız andan itibaren isiniz baslıyor. Çevrenizde gördügünüz hersey ilham kaynagı olabilir. Dikkatli ve ilham verici olmalısınız. Bos bos gezinmek kitabınızda yazmaz...
- Sürekli yeni ve ilgi çekici içerik üretmelisiniz, görsel hazırlamalısınız, okuyucunun dikkatini açık tutmalısınız. Beyniniz çoklu kullanımı bu sekilde ögrenecek.
- Belkide bir görsel için, bir içerik için uzun yollara gitmeli, ciddi paralar harcamalısınız. Bu konularda büyük sponsorlar ne yazık ki yok.
- Blogunuzun teknik ekibi de, içerik editörü de, yayın yönetmeni de sizsiniz. Birde bunun kameramanı var, yaratıcı yazarlıgı var...
- Dikkat çekici baslıklar bulmalısınız. İsin en zor kısmı bu ama zamanla alısıyor insan.
- Sandıgınız gibi ne paralar yagıyor ne de hediyeler, bazen nazik firmaların deneyimlememiz için yolladıgı bir kaç hediye olabiliyor.
- Etkinlikten etkinlige kosmuyoruz. Gerçekten... Öyle gibi görünüyor olabilir ama degil. (yazar burda aglamaklı oldu :) )
- Bunlar gözünüzü korkutmasın. Her seye ragmen kendi isinizi yapıyorsunuz. Kendi isinin patronu olmak gibisi var mı?
- Bir sürü güzel insan tanıyorsunuz. Sevdiginiz bildiginiz seyleri tüm dünyaya yayınlıyorsunuz. Ben bunu çok seviyorum!
Blog yazarlıgı ile ilgili yazdıgım diger yazı için buraya Tık Tık
Görüsürüz!
zeynep.dilara.durmaz@hotmail.com
You Might Also Like
Balık etliyim, tombigim ve mutluy(d)um | Z.
By zeynep'ingünlügü 07:03 aile, bakım, cumartesi, çalışma, deneme, en güzel aktiviteBugüne kadar kiloyla ilgili hiçbir problemim olmamıstı. Ne kadar yersem yiyim ki bir insan ne kadar fazla yiyebilir ki? Kilom daima 48 ile 52arasında seyir etmisti. Hayatımda hiç 53 kilo bile olmamıstım. Sonra üniversite sınavına hazırlanırken hayatımla birlikte beslenme düzenim uyku saatim ve stresle basetme yöntemim degisti. Uzun saatler masa basknda çalısmam, herhangi bir sosyal spora vakit ayırmam ve birde ders çalısırken abur cubur atıstırmak gibi yeni bir hobi edinince isler biraz degisti. Üniversiteye hazırlanırken bir miktar kilo aldım, kazandıktan sonra ise bu kilo kemdiliginden gitti.
Ama o yıllardan bana kalan en büyük alıskanlık, stresliyken,canım sıkkınken, mutlu oldugumda, üzgün oldugumda sürekli atıstırmamdı. Artık sürekli duygusal beslenen biri olmustum. Sonra gün geçtikçe kilo almaya basladım. Kilo almanın en kötü yönü gözünüzün buna alısması. Ben herkes zayıf olmalı asla demiyorum. İnsanlar kendilerini mutlu hissettikleri kiloda olmalı, lakin yavas yavas kilo almanıza alısınca aradaki farkı göremiyorsunuz. Ben bugüne kadar asla fizigimden mutsuz degildim. Ailemden çevremden zeynep biraz kilo almıssın sanki söylemlerine fazla takılmıyordum. Evet kilo aldım, evet eskiye oranla yaklasık 15- 20 kilo fazlam var ama ben böyle mutluyum diyordum. Ki mutluydum da... Sonra ne mi oldu? Merdivenleri soluk soluga kalarak çıkmaya basladım. Belli bir süre yürüdükten sonra cabucak yoruluyordum. Ayak bileklerim agrıyordu yani eskisi gibi kendimi saglıklı hissetmiyordum.
Bir kaç kez diyete basladım. Hepside klasik olarak bir süre sonra bitti ve kilo veremedim. Çünkü hiç biri bana ve yasam seklime uygun degildi. Sonra yasam seklime uygun bir sekilde beslenme düzeni sagladım kendime bu sefer ise doymuyordum, geceleri aç yatmak artık iskence cesitiydi benim için. Hala birseyler eksik ve yanlıstı.
Söyle bir sorun vardı ki ögünlerin arası kısada olsa çok çabuk acıkıyordum. Acıktıgım zaman sinir,el titremesi ve çesitli sorunlar yasıyordum. Belkide bu hızlı kilo alımımıda bir hastalık sebeb oluyordu. Doktora gidip test yaptırdım ve seker vardı bende. Daha dogrusu genlerimde olan bu hastalıgı yanlıs beslenme sonucu tetiklemistim. Ve doktorumun yönlendirmesi ile ilaca basladım. Ve ogün bir karar verdim; 'eskisi gibi saglıklı ve mutlu olucaktım.'
Hayatımdan fastfood'u, abur cuburları, saglıksız olan herseyi çıkardım. İlk baslarda zor gelen bu durum gün geçtikçe kolaylastı. Ve simdiden bes kilo gitti bile.
Kadınlar zayıf olmak zorunda degil, toplumun dayatması, popüler kültür ögesi 'sıfır beden' olmak zorunda degil. Moda endüstrisinin kadınları tek bir kalıba sokmasına da karsıyım. Balık etliyim, tombigim ve mutluyum! Bu kimsenin karar verebilecegi bir konu degil. Tartıdaki rakamlar beni (bizleri) temsil etmiyor. Ailem çok kilo aldıgımı söyledigi için yada çevremden çok tombik oldugumu duydugum için zayıflamaya karar vermedim. Artık yasam kalitem düsmüstü, eskisi gibi saglıklı ve mutlu degildim.
Takip ettigim katı bir diyet yok ama belli sınırlarım mevcut. Ara ara durumu merak ederseniz sizide bilgilendiririm. Yeniden mutlu oldugum kiloya döndügümde ilham verici bir yazı mutlaka paylasacagım :)
Kocaman sarıldım kızlar!
Z.
Bana ulasmak isterseniz ;
zeynep.dilara.durmaz@hotmail.com
You Might Also Like
Sıkıldığınızda Yapılabilecek 5 Sey | Can Sıkıntısına Ne İyi Gelir?
By zeynep'ingünlügü 08:37 blog yazarlıgı, cumartesi, çalışma, deneme, motivasyon
Merhaba!
Yeniden bir tatil serüvenine girmis bulunuyoruz. Her ne kadar sene içinde tatiiiiil tatiiiil diye ağlasamda :) Her seyden kolay sıkılan yapım beni bu konuda da rahat bırakmıyor...
Evde yapıcak hiçbir sey bulamadıgım gibi hayattan zevk alamaz oluyorum.
Derdimin dermanı google bir sorayım dedim, neler yapılabilir yaratıcı çözümler varmıdır... Beni mutlu edecek çok çözüm bulamayınca burda bir beyin fırtınası yapalım dedim. Bende benim gibi çözüm arayanlarda bir nebze olsun avuntu bulsunlar istedim (yazar burda faydalı olmaya çalısıyor :))
Hadi önerilere başlıyalım!
1) Yabancı dizi izleyin; Bu yapılabilecek aktivitelerin en güzeli. Eger hala kendinizi yabancı dizi serüvenine kaptırmadıysanız hayattın yarısını yasamıyorsunuz. Dizi önerilerim ise; How I Met Your Mother, Shameless, Doctor Who, 2 Broke Girls, Supernatural... HIMYM hariç hala devam eden ve benimde takip ettiğim diziler. Eger varsa önerileriniz bekliyorum.
2)Hobi edinin; Herkesin sürekli bahsettigi hobi edin kavramı... Edinelim de kardesim nedir hobi? Yazmayı seviyorsanız alın elinize kalemi defteri yazın. Yada bir blog açın tüm dünya okusun sizi. İlginiz resim üzerine ise dünyanın en güzel resimlerini çizin. Eger mutfak sizi mutlu ediyorsa, durdugunuz hata :) Bir sürü bos vaktiniz var zevk aldıgınız seyi yapmak için daha ne bekliyorsunuz.
3)Kesife çıkın; Eger imkanınız varsa yeni sehirler yeni yerler kesfetmek için çıkın yola. Anılar biriktirmek önemli... Hiç gitmediginiz mekanlara gidin en güzel yemeklerini kahvelerini deneyin... Hem havanız hem modunuz degisir :)
4) Kendinize vakit ayırın; Sadece kendinizle ilgilenin o sürede. Kendiniz dısında en ufak bir sey bile düsünmeyin, yatın yataga yada oturun koltuga kendinizi dinleyin, hayalleriniz ne geçmişte bu yasına geldigindeki hayatımı yasıyorsun? Kendinle hesaplas... İnsan en iyi kendini dinliyor... Dinle derdini, sevincini. Muhakkak kendine anlatmak istedigin seyler vardır...
5)Bir canlıyı dost edinin; Sokak hayvanlarını sahiplenebilirsiniz mesela apartmanın önündeki kedilere mama verin. köpeklerin basını oksayın. Can sıkıntısınada yalnızlıgada iyi gelir bir canlının dostlugu...
Bonus; Beni snapchatten takip edebilirsiniz birbirimize snap atarız yada benim eglenceli snaplerimi izlersiniz :) kullanıcı adım izbekelebek...
Bana önerilerinizi bekliyorum, kocaman sarıldım kızlar!
Z.
Yeniden bir tatil serüvenine girmis bulunuyoruz. Her ne kadar sene içinde tatiiiiil tatiiiil diye ağlasamda :) Her seyden kolay sıkılan yapım beni bu konuda da rahat bırakmıyor...
Evde yapıcak hiçbir sey bulamadıgım gibi hayattan zevk alamaz oluyorum.
Derdimin dermanı google bir sorayım dedim, neler yapılabilir yaratıcı çözümler varmıdır... Beni mutlu edecek çok çözüm bulamayınca burda bir beyin fırtınası yapalım dedim. Bende benim gibi çözüm arayanlarda bir nebze olsun avuntu bulsunlar istedim (yazar burda faydalı olmaya çalısıyor :))
Hadi önerilere başlıyalım!
1) Yabancı dizi izleyin; Bu yapılabilecek aktivitelerin en güzeli. Eger hala kendinizi yabancı dizi serüvenine kaptırmadıysanız hayattın yarısını yasamıyorsunuz. Dizi önerilerim ise; How I Met Your Mother, Shameless, Doctor Who, 2 Broke Girls, Supernatural... HIMYM hariç hala devam eden ve benimde takip ettiğim diziler. Eger varsa önerileriniz bekliyorum.
2)Hobi edinin; Herkesin sürekli bahsettigi hobi edin kavramı... Edinelim de kardesim nedir hobi? Yazmayı seviyorsanız alın elinize kalemi defteri yazın. Yada bir blog açın tüm dünya okusun sizi. İlginiz resim üzerine ise dünyanın en güzel resimlerini çizin. Eger mutfak sizi mutlu ediyorsa, durdugunuz hata :) Bir sürü bos vaktiniz var zevk aldıgınız seyi yapmak için daha ne bekliyorsunuz.
3)Kesife çıkın; Eger imkanınız varsa yeni sehirler yeni yerler kesfetmek için çıkın yola. Anılar biriktirmek önemli... Hiç gitmediginiz mekanlara gidin en güzel yemeklerini kahvelerini deneyin... Hem havanız hem modunuz degisir :)
4) Kendinize vakit ayırın; Sadece kendinizle ilgilenin o sürede. Kendiniz dısında en ufak bir sey bile düsünmeyin, yatın yataga yada oturun koltuga kendinizi dinleyin, hayalleriniz ne geçmişte bu yasına geldigindeki hayatımı yasıyorsun? Kendinle hesaplas... İnsan en iyi kendini dinliyor... Dinle derdini, sevincini. Muhakkak kendine anlatmak istedigin seyler vardır...
5)Bir canlıyı dost edinin; Sokak hayvanlarını sahiplenebilirsiniz mesela apartmanın önündeki kedilere mama verin. köpeklerin basını oksayın. Can sıkıntısınada yalnızlıgada iyi gelir bir canlının dostlugu...
Bonus; Beni snapchatten takip edebilirsiniz birbirimize snap atarız yada benim eglenceli snaplerimi izlersiniz :) kullanıcı adım izbekelebek...
Bana önerilerinizi bekliyorum, kocaman sarıldım kızlar!
Z.
You Might Also Like
Gurme Mi Olsam? | Corylus Cafe
By zeynep'ingünlügü 13:14 çalışma, deneme, dondurma, eğlence, en güzel aktivite, motivasyon
Herkese merhaba!
Bugün sizlere mükemmel bir mekan tavsiyesi vermek için geldim. :)
Yılbaşından önce sevgili coryluscafe bir çekilis düzenledi ve kazananı ben oldum. :) Aslında çok da şanslı oldugum söylenemese de bu essiz deneyimi yasadım. Beni ve en yakın arkadasım Kübra'yı çok güzel agırladılar :)
Ekip arkadasları, sefleri, sosyal medya yöneticileri hepsi ayrı ayrı ilgilendiler bizimle :) Süprizleri ise iki kisilik aksam yemegiydi. Mükemmel lezzetli bu cafeyi zaten çok severken birde böyle süprizle ikiye katlı keyfimiz :)
Yemek siparisimizi verirken sefin özel tavsiyelerinide göz önüne aldık. Hafif, lezzetli ve doyurucu olması için dana fajitayı önerdi ve bizde denedik :) Özel sosu ve baharatlarıyla harika harmanlanmıstı. Damak zevkime çok uygun ve lezzetliydi. Gidip bir denemelisiniz eğer kırmızı et seviyorsanız.
2016 model pizzalarıda harikaydı. Yine sefin özel tavsiyesi üzerine Cafe de paris pizzasını denedik. Hamuru el yapımıymıs. Tereyagı muthıstı ve bonfıle et ile kombinlemisler :)
Yarın yine gidip yicem sanırım bu pizzayı :)
Yemeklerimizden sonra pastalarını denedik. Ve kendi yaptıkları macaronlarını denedik. Bu deneyimler o kadar güzeldi ki blogumu acaba gurmelik üzerinemi çevirsem diye düşündüm :)
Giresunda olanların gidebileceği harika bir mekan burası... Hala gitmeyen var mı?
Bir sonraki yazıda görüsürüz kızlar!
Kocaman sarıldım!
Z.
You Might Also Like
Nedir Blog Yazarlıgı | İyi Bir Blog İçin Neler Yapmalı
By zeynep'ingünlügü 06:53 blog yazarlıgı, cumartesi, çalışma, deneme
Herkese merhaba!
Bugün herzaman ki post konularından uzaklasıp, farklı bir mevzuya ama çok da uzak olmayan bir konuya deginecegim.
Nedir bu blog yazarlıgı?
Çevremde gözlemledigim en büyük eksikliklerden birisi bu. Blog yazarlıgının ne oldugu konusunda çok fikrimiz yok. Hatta blog yazarlıgını ilkkez duyanlar çogunlukta.
Sözlük tanımının dışına çıkıp benim için blog yazarlıgının ne oldugundan bahsedecegim.
Kendi kendinizin editörü, yapımcısı, teknik elemanınız oldugunu düsünün. Özgürce yazıp, kendi kendinizi elestirmeniz gerekiyor.
Ne üzerine yazmalıyız?
Bir çok görüsün aksine bence birden fazla konuda yazabilirsiniz. Belli bir konsepte girmek yaratıcılıgınızı baltalar.
O gün ne yazmak istiyorsanız o konuda yazın. lifestyle dedigimiz bloglar bunun için varlar.
Ne sıklıkta yazmalıyız?
Aslında bu en önem verilmesi gereken konulardan. Art arda 3 yazı yayınlayıp 2 3 ay ortadan kaybolmanız size hiçbir sey kazandırmaz. Çünkü bloglar sürekli güncelleme isteyen sayfalardır.
Kendinize bellirli günler koyun ve o günlerde postlar yayınlayın. Ne yazıkki ben bu konuda biraz eksigim... EE ne demişler hocanın dedigini yap yaptıgını yapma... :)
Tema, görünüş, başlık, blog adı...
Temanızı internetten hazır temalar bulup ekliyebilirsiniz ben şahsen öyle yaptım. Ama dikkat edilmesi gereken nokta sade olmanız. Sagdan soldan cıkan yazılar, hareketli arka plan yalnızca okuyucuyu yorar. Temanıza ve görünüşe karar verirken kendi beklentilerinizi göz önüne alarak karar verebilirsiniz.
Başlık yine kendinize göre kisisellestirebilirsiniz. Ben sade ve blogunuzu yansıtan bir tasarımdan yanayım.
Blog adı ise uzunca süre üzerine düşünmeniz gereken bir mevzu... Bir anda nerelere gelceginizi tahmin edemezsiniz. Sonuç olarak herkesin okumasını isteyerek açtıgımız bu blog dünya çapına yayılabilir. Akılda kalıcı, kısa ve tercihen türkçe karakter içermeyen bir ad seçmelisiniz.
Blogdan ne zaman para kazanırız?
Arkadaslar size kötü bir haberim var... Blogdan deli dehset paralar kazanmıyoruz. Hatta uzun süreler hiç kazanmıyoruz. Bir süre sonra ufak tefek kazandıgımız reklam paraları ise harcadıgımızın yanında sıfır kalıyor.
Yani para için degil sevdiginiz için yazmalısınız. Aksi durumda bir süre sonra blogunuz çöp diye tabir ettigimiz yere döner.
Toparlarsak...
Yazmak mı istiyorsunuz? Hemen baslayın... Yenilikçi ve orjinal içerik üretin, sürekli güncelleyin ve bunu sevdiginiz için yapın...
İki seneye yaklasan blog yazarlıgı tecrübelerimden ögrendiklerimi size aktarmak istedim. Bundan sonra bu tarz daha çok yazılar gelicek...
Takip etmeyi unutmayın... Beni bulabileceginiz diger sosyal medya adreslerim ise instagram facebook snapchat kullanıcı adım ise izbekelebek...
ulasmak isterseniz bir mail yeterli :)
zeynep.dilara.durmaz@hotmail.com
**Görseller alıntıdır.
Bugün herzaman ki post konularından uzaklasıp, farklı bir mevzuya ama çok da uzak olmayan bir konuya deginecegim.
Nedir bu blog yazarlıgı?
Çevremde gözlemledigim en büyük eksikliklerden birisi bu. Blog yazarlıgının ne oldugu konusunda çok fikrimiz yok. Hatta blog yazarlıgını ilkkez duyanlar çogunlukta.
Sözlük tanımının dışına çıkıp benim için blog yazarlıgının ne oldugundan bahsedecegim.
Kendi kendinizin editörü, yapımcısı, teknik elemanınız oldugunu düsünün. Özgürce yazıp, kendi kendinizi elestirmeniz gerekiyor.
Ne üzerine yazmalıyız?
Bir çok görüsün aksine bence birden fazla konuda yazabilirsiniz. Belli bir konsepte girmek yaratıcılıgınızı baltalar.
O gün ne yazmak istiyorsanız o konuda yazın. lifestyle dedigimiz bloglar bunun için varlar.
Ne sıklıkta yazmalıyız?
Aslında bu en önem verilmesi gereken konulardan. Art arda 3 yazı yayınlayıp 2 3 ay ortadan kaybolmanız size hiçbir sey kazandırmaz. Çünkü bloglar sürekli güncelleme isteyen sayfalardır.
Kendinize bellirli günler koyun ve o günlerde postlar yayınlayın. Ne yazıkki ben bu konuda biraz eksigim... EE ne demişler hocanın dedigini yap yaptıgını yapma... :)
Tema, görünüş, başlık, blog adı...
Temanızı internetten hazır temalar bulup ekliyebilirsiniz ben şahsen öyle yaptım. Ama dikkat edilmesi gereken nokta sade olmanız. Sagdan soldan cıkan yazılar, hareketli arka plan yalnızca okuyucuyu yorar. Temanıza ve görünüşe karar verirken kendi beklentilerinizi göz önüne alarak karar verebilirsiniz.
Başlık yine kendinize göre kisisellestirebilirsiniz. Ben sade ve blogunuzu yansıtan bir tasarımdan yanayım.
Blog adı ise uzunca süre üzerine düşünmeniz gereken bir mevzu... Bir anda nerelere gelceginizi tahmin edemezsiniz. Sonuç olarak herkesin okumasını isteyerek açtıgımız bu blog dünya çapına yayılabilir. Akılda kalıcı, kısa ve tercihen türkçe karakter içermeyen bir ad seçmelisiniz.
Blogdan ne zaman para kazanırız?
Arkadaslar size kötü bir haberim var... Blogdan deli dehset paralar kazanmıyoruz. Hatta uzun süreler hiç kazanmıyoruz. Bir süre sonra ufak tefek kazandıgımız reklam paraları ise harcadıgımızın yanında sıfır kalıyor.
Yani para için degil sevdiginiz için yazmalısınız. Aksi durumda bir süre sonra blogunuz çöp diye tabir ettigimiz yere döner.
Toparlarsak...
Yazmak mı istiyorsunuz? Hemen baslayın... Yenilikçi ve orjinal içerik üretin, sürekli güncelleyin ve bunu sevdiginiz için yapın...
İki seneye yaklasan blog yazarlıgı tecrübelerimden ögrendiklerimi size aktarmak istedim. Bundan sonra bu tarz daha çok yazılar gelicek...
Takip etmeyi unutmayın... Beni bulabileceginiz diger sosyal medya adreslerim ise instagram facebook snapchat kullanıcı adım ise izbekelebek...
ulasmak isterseniz bir mail yeterli :)
zeynep.dilara.durmaz@hotmail.com
**Görseller alıntıdır.
You Might Also Like
2015'den 2016'ya | Life Update
By zeynep'ingünlügü 12:45 aile, bahar, bakım, cumartesi, deneme, dinlenme, dizi, geçmiş, günlük, hediye, izmir, kozmetik
Kızlar merhaba!
Geçtigimiz yıl yani 2015 girerken, 2014 neler yazdıgımı 2015den neler bekledigimi yazmıstım. Eger merak ederseniz, okumak isterseniz Tık Tık
Bu gün ise 2015'in bana kattıkları, neleri bekledim, neler gerçeklesti? Kısa bir ^life update^ yapalım istedim.
Bu sene hayattan bir çok tecrübe edindim. Bazen her sey göründügü gibi olmayabiliyormus. Derinlemesine incelemek birazcık daha empati yapmak gerekliymis.
Belki bir kaç insan kaybettim, bir kaç insan kazandım... Ama kendim olmaktan hiç vazgeçmedim.
24 yasına girdim. Galiba artık büyümeyi bırakmam lazım, zaman çok hızlı geçiyor.
2015'den 2016'ya geçerken öğrencilik hayatımda son buluyor. Sanırım gerçek dünyaya geçmenin zamanı geldi artık.
Hala bir fotograf makinası alamadım. Bunun yanına birde yeni bir laptop ihtiyacı dogdu. İlk maasın gidecegi yer şuandan belli gibi.
Bu sene blogumu açalı 2 yıl olmak üzere; 2 yıl sonra blogunu suan oldugu yerde görebilir misin deselerdi, hiç sanmam derdim. Yaklasık 2 yıl önce açtıgımda ilkkez 30 tıklanma aldıgında nasıl sevindigimi hatırlıyorum. Suan oldugumuz yerden de inanılmaz mutluyum.
Blog sayesinde bir sürü yeni arkadas edindim. Aynı dili konustugum, hiç görmedigim belkide hiç karsılasma fırsatımın olmayacagı insanlarla kesisti yolum.
Sizin bir yılınız nasıl geçti? Neler beklediniz, hayatınız da ne degisiklikler oldu?
Kocaman sarıldım kızlar, simdiden musmutlu yıllar!
Not: yeni yıl hediye çekilisine katıldınızmı son 2 gün hemen Katılın.
You Might Also Like
Hayallere Tek Bir Yoldan Gidildigini Kim Söyledi?
By zeynep'ingünlügü 13:41 cumartesi, çalışma, deneme, günlük, lys, motivasyon, sınav, teog, ygsÜniversite sınavının kazanmam, benim için mucizeden bir tık gerideydi. Bundan 5 sene önce katsayı denen bir problem vardı... Alan dısı tercih yapmak puanını yarı yarıya düsürüyordu. Ama benim istedigim bölüm, yapmak istedigim iş, hayallerim okudugum bölümde degildi.
O sene kimine göre delilik, kimine göre cesaret örnegi göstererek alan dısı girdim. Sonuç beklendigi gibi olumsuzdu. Zaten yarıyarıya düsen puanla yerlesmem mümkün mü?
Zor zamanlar, hayal kırıklıkları, yorgunluklar getirdi...
Ertesi sene yine hazırlanmaya başladım. Yine alan dısı giricem diye tutturdum. O yıl ki düzenlemeyle kat sayı da iyileştirilmeye gidildi. Tamamen kaldırılmamakla birlikte ufak bir fark konuldu. O dönem bu katsayı sorununa inanılmaz kızıyordum. Sonuçta alan dısı giren birisi o dersleri bilmedigi halde iyi bir puan alıyorsa engellemek yerine yüreklendirilmesi gerektigini savunuyordum. Ki hala bunu savunuyorum...
Yapılacaklar listesi; menfaatler için degil , yüreklendirmek üzerine kurallar konulmalı...
Sonuç olarak istedigim bölümden biraz sapmalı olarak bir bölüme gittim. Mutlu muyum? Çok! Yine hayallerimi gerçeklerle harmanlayarak devam ediyorum yoluma...
Bu konuda hayata dair çok dersler çıkardım. Elinden gelenin en iyisini yap, ama bir yerde de olanla yetinip kendine göre şekillendir...
Bu tamamen kaderci oldugumu göstermesini istemem; ama bazı yerden sonrada ne yaparsan yap belli bir yere gelebiliyor. Bazen nasipte olandan ötesi olmayabiliyor. Yada bir baska deyişle ^^Tanrı'nın senin için baska planları olabiliyor.^^
Ve elinden geleni yaptıgına emin oldugunda içinde, kalbinde, aklında rahat ediyor. Sen olabilecek en son duruma kadar getirdin. Uykusuz kaldın, fedakarlıklar yaptın, şartları en sonuna kadar zorladın... Olmuyor mu? Olmasın hayallerine tek bir yoldan gidildigini kim söyledi ki?
Lakin dilerim ki; hayallerinize en kestirme yoldan ulaşırsınız. Olmazsa da yolunuz bir kaç adım uzar hepsi bu. Önemli olan o yeni yoldan bile kendin emin yürümek.. Gerisi kolay...
Kocaman sarıldım kızlar!
zeynep.dilara.durmaz@hotmail.com
Bu konuda hayata dair çok dersler çıkardım. Elinden gelenin en iyisini yap, ama bir yerde de olanla yetinip kendine göre şekillendir...
Bu tamamen kaderci oldugumu göstermesini istemem; ama bazı yerden sonrada ne yaparsan yap belli bir yere gelebiliyor. Bazen nasipte olandan ötesi olmayabiliyor. Yada bir baska deyişle ^^Tanrı'nın senin için baska planları olabiliyor.^^
Ve elinden geleni yaptıgına emin oldugunda içinde, kalbinde, aklında rahat ediyor. Sen olabilecek en son duruma kadar getirdin. Uykusuz kaldın, fedakarlıklar yaptın, şartları en sonuna kadar zorladın... Olmuyor mu? Olmasın hayallerine tek bir yoldan gidildigini kim söyledi ki?
Lakin dilerim ki; hayallerinize en kestirme yoldan ulaşırsınız. Olmazsa da yolunuz bir kaç adım uzar hepsi bu. Önemli olan o yeni yoldan bile kendin emin yürümek.. Gerisi kolay...
Kocaman sarıldım kızlar!
zeynep.dilara.durmaz@hotmail.com
You Might Also Like
Allahını seven yardıma gelsin! Son günlerde her şey okadar karmaşıklaştı ki... Nerden başlasam bilmiyorum, en güzeli en başından başlamak sanırım... Blog açmak abartısız çok küçük yaştan beri aklımdaydı. İnternet alemiyle tanıştıgımdan beri en çok hayran oldugum seylerden biriydi. E-günlük tadında geçiyordu ilk zamanlar.
Zaman geçti bu islerin nasıl yürüdügünü ögrendim, köşe yazarlıkları yaparken de kendime ve kalemime güvenim geldi... Bir deli cesareti açtım.
Adını ise Zeynep'in günlügü seçmemdeki sebeb; life style yazmak istememdi. Sadece bir makyaj blogu olarak açmadım, yada gezi blogu degil... Bu algıyı kaldırmak istedim; Ben buraya hayatımı yazıyorum...
Begendigim ürünler, yasadıgım sorunlar, gezdigim yerler. Begenip, begenmedigim hizmetler.
Bana yorum yapan degerli dostlarım sizleri de cok seviyorum. Bazen mutsuz oldugumda içimi döküp dertlesiyoruz ya; bana destek olmanızı çok seviyorum. İyi ki açmısım iyi ki tanımısım sizleri.
Zaman geçti bu islerin nasıl yürüdügünü ögrendim, köşe yazarlıkları yaparken de kendime ve kalemime güvenim geldi... Bir deli cesareti açtım.
Adını ise Zeynep'in günlügü seçmemdeki sebeb; life style yazmak istememdi. Sadece bir makyaj blogu olarak açmadım, yada gezi blogu degil... Bu algıyı kaldırmak istedim; Ben buraya hayatımı yazıyorum...
Begendigim ürünler, yasadıgım sorunlar, gezdigim yerler. Begenip, begenmedigim hizmetler.
Bana yorum yapan degerli dostlarım sizleri de cok seviyorum. Bazen mutsuz oldugumda içimi döküp dertlesiyoruz ya; bana destek olmanızı çok seviyorum. İyi ki açmısım iyi ki tanımısım sizleri.
Bu fotograf ise bugün forum bornova da çekildi. Paylasmak istedim. Yazasım da geldi yazdım, gittim!
Görüsürüz! :)
zeynep.dilara.durmaz@hotmail.com
You Might Also Like
Bugün Geri Kalan Hayatımın İlk Günüydü Ve Ben Çok Kararsızdım
By zeynep'ingünlügü 02:03 acı, aile, deneme, geçmiş, günlük, kararsızlık, keder, özlem
Bazı günler hiç uyanmak gelmez içimden. O günü next next yapıp ertesi güne geçmek için yoğun istek duyarım.
İnsan uyanır uyanmaz kararsızlık yağmuruna tutulur mu? İster mevsim geçişi diyin, ister depresyon... Ben yorgun bir savaşçıyı oynuyorum.
Hiç bir şeyin beni mutlu edemediği, mutsuzluklar ve memnuniyetsizlikler ülkesine savruluyorum. Ve bu durupdururken hiç bir sebeb yokken olabiliyor.
Demek ki bir insanın stabil ruh haline sahip olması elinde olanlarla bir ilgisi yokmuş. Hiçbir şeyi olmayan insanlar herşeyi olan insanlardan daha mutlu yada daha huzurlu olabiliyormuş. Bunu neden mi yazdım?
Ne elimde olanlardan dolayı şımarıklık yapmak, nede olmayanlar için sitemde bulunmak... Yazdım çünkü yazmak benim için terapiydi ve ben bunu keşfettiğim günden beri yazıyordum.
Her şeye sahip olmak gibi isteklerim olmamasına özen gösterdim. Elde etmek için çabalamak bizim evimizde önemli bir kuraldı. Yemek yemek için sofraya yardım etmelisin, dışarıya çıkmak istiyorsan önce ödevlerin bitmeli, istediğin bir şeyi almak için kendi harçılıgından da bir şeyler koymalısın....
Bu bana doyumlu olmayı öğretti. Büyüyüp kendi ayaklarım üstünde durmaya başladığımda gerçek dünya ile ne kadar paralel yetiştirildiğimizi gördüm. Hiç zorluk çekmeyip; hayatı öğrettiğin için teşekkür ederim baba...
Arkamı her döndüğümde kocaman bir çınar gibi hissettim gölgesini... Takılıp düşmeme de izin verdi, koşup uçmamada...
Kanatları hep üstümdeydi ama bir o kadar özgür bıraktı...
Çocukluğumun ilk arkadaşıydı, ilk dayanağım. Ben ne yaparsam yapıyım her zaman koşulsuz destekledi beni... Bazen anlattıklarım hakkında hiçbir fikri olmasa bile daima dinledi, Akıl verdi, istediğim zaman elinden gelen her şeyi yaptı. Benim ise tek amacım onu gururlandırmaktı.
Bunun gibi zamanlarda kararsızlıklarımın içinde aklıma hep bu gelir. ^Babam benim yanımda^ bu benim için bir 'motto' güçsüz yada yalnız hissettiğimde; bitmek bilmez bir güç kaynağı...
'İnandığın hedefler uğruna yürü' der, herzaman... 'Kimse seni alkışlamasa da devam. Yapamazsın deseler de vazgeçme. Bir gün başardığın da herkes yanında olucak...'
Başardığım zamanlar herkes yanımdayken çaresizliğe düştüğümde kimseyi göremiyorum. Yanımda olanlar bildiğim, güvendiğim insanlar. Zaten az olsun öz olsun değil mi?
Bana inanan herkese bende inanıyorum...
zeynep.dilara.durmaz@hotmail.com
İnsan uyanır uyanmaz kararsızlık yağmuruna tutulur mu? İster mevsim geçişi diyin, ister depresyon... Ben yorgun bir savaşçıyı oynuyorum.
Hiç bir şeyin beni mutlu edemediği, mutsuzluklar ve memnuniyetsizlikler ülkesine savruluyorum. Ve bu durupdururken hiç bir sebeb yokken olabiliyor.
Demek ki bir insanın stabil ruh haline sahip olması elinde olanlarla bir ilgisi yokmuş. Hiçbir şeyi olmayan insanlar herşeyi olan insanlardan daha mutlu yada daha huzurlu olabiliyormuş. Bunu neden mi yazdım?
Ne elimde olanlardan dolayı şımarıklık yapmak, nede olmayanlar için sitemde bulunmak... Yazdım çünkü yazmak benim için terapiydi ve ben bunu keşfettiğim günden beri yazıyordum.
Her şeye sahip olmak gibi isteklerim olmamasına özen gösterdim. Elde etmek için çabalamak bizim evimizde önemli bir kuraldı. Yemek yemek için sofraya yardım etmelisin, dışarıya çıkmak istiyorsan önce ödevlerin bitmeli, istediğin bir şeyi almak için kendi harçılıgından da bir şeyler koymalısın....
Bu bana doyumlu olmayı öğretti. Büyüyüp kendi ayaklarım üstünde durmaya başladığımda gerçek dünya ile ne kadar paralel yetiştirildiğimizi gördüm. Hiç zorluk çekmeyip; hayatı öğrettiğin için teşekkür ederim baba...
Arkamı her döndüğümde kocaman bir çınar gibi hissettim gölgesini... Takılıp düşmeme de izin verdi, koşup uçmamada...
Kanatları hep üstümdeydi ama bir o kadar özgür bıraktı...
Çocukluğumun ilk arkadaşıydı, ilk dayanağım. Ben ne yaparsam yapıyım her zaman koşulsuz destekledi beni... Bazen anlattıklarım hakkında hiçbir fikri olmasa bile daima dinledi, Akıl verdi, istediğim zaman elinden gelen her şeyi yaptı. Benim ise tek amacım onu gururlandırmaktı.
Bunun gibi zamanlarda kararsızlıklarımın içinde aklıma hep bu gelir. ^Babam benim yanımda^ bu benim için bir 'motto' güçsüz yada yalnız hissettiğimde; bitmek bilmez bir güç kaynağı...
'İnandığın hedefler uğruna yürü' der, herzaman... 'Kimse seni alkışlamasa da devam. Yapamazsın deseler de vazgeçme. Bir gün başardığın da herkes yanında olucak...'
Başardığım zamanlar herkes yanımdayken çaresizliğe düştüğümde kimseyi göremiyorum. Yanımda olanlar bildiğim, güvendiğim insanlar. Zaten az olsun öz olsun değil mi?
Bana inanan herkese bende inanıyorum...
zeynep.dilara.durmaz@hotmail.com





















